Ilıca Sahili

2 Km`ye yakın uzunluktaki geniş ve beyaz kumlu plajları, nitelikli konaklama tesisleri ve termal olanaklarıyla Çeşmenin en büyük ve popüler turizm merkezidir.

Deniz`in içinden kaynayan sıcak termal suları, ılıca plajını ve yöredeki diğer plajları büyük birer termal havuz haline getirir. Ilıca`daki büyük, küçük konaklama tesisleri, yoğun bir turist kapasitesinin ihtiyacını karşılayabilecek durumdadır. Ilıca`nın önemini arttıran en önemli husus, termal olanaklarıdır. Birçok küçük, otel ve pansiyonlarda bile kaplıca suyu vardır.

Çeşme plajlarının ve özellikle ılıca plajının en önemli özelliklerinden biri de, kıyıdan denize doğru yaklaşık yüz metrelik bir şeridin insan boyunu geçmeyecek derinlikte olmasıdır. Sığ sularda, özellikle termal kaynaklarla beslenen sularda ultraviyole ışınlarının insan sağlığına çok daha fazla yararlı olduğu bilimsel bulgularla kesinleşmiştir. Bunların yanı sıra , bu plajlardan çocukların yararlanma olanakları, sağlık ve can güvenliği bakımından elverişlidir. Ilıca`nın en büyük konaklama tesisi bu plajın kenarında yer almaktadır. Aynı zamanda Turizm Bakanlığından belgeli bir tesistir.

ilica-sahili.jpg

Deniz Kıyısından Görünüş

Çeşme’nin Çay Bahçeleri

ÇEŞME: İlk çağda CYSSUS adıyla bilinen Çeşme, Anadolu’nun batı kıyısında MÖ.1000 yıllarında tahmin edilen 12 İyonya kentinden biri olan Erythrai (ERİTRE)’nin Ildırı İskelesiydi.Bu nedenle Çeşme’nin tarihi ile bir arada ele alınması gerekir. Bugün arkeolojik ve turistik yönden büyük önem taşıyan ERİTRE,MÖ.7. ve 8. Yüzyıllarda büyük bir iktisadi güce sahip olmuştur.

Bu dönemde kent,Doğu Akdeniz ve özellikle Kıbrıs ile ticari ilişkilerde bulunuyor ve (CHIOS) -SAKIZ adası ile birlikte esir ve şarap ticaretini elinde tutuyordu. 

MÖ.2.yüzyılda kent , Bergama krallığına ,daha sonra da Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır. Romalılar zamanında Çeşme yöresi CYSSUS adını almıştır.Roma imparatorluğu ikiye bölününce Bizans topraklarında kalan ERİTRE,önemini kaybetmiş,özellikle Put’a ve çok Tanrılı dinlere karşı olan inancın güçlendiği dönemde,kentteki antik yapıların çoğu yıkılıp yakılmıştır.

Ortaçağda Bizans İmparatorluğu’na bağlı olan ERİTRE ve Çeşme Yöresi ilk olarak ÇAKA BEY zamanında Türklerin eline geçmiştir.M.S. 1081 de Birinci Kılıçaslanın kayınbabası ÇAKA BEY tarafından Selçuklular devrinde KLOZEMENE Yarımadası ele geçirilmiştir. Osmanlılar zamanında Yıldırım Beyazıt tarafından yeniden Osmanlı İmparatorluğu’na bağlanan kent 1402 Ankara Savaşından sonra Timur tarafından tekrar Aydınoğullarına bağlanmış,1422 yılında yeniden Osmanlılara geçmiştir. Birinci Dünya Savaşından sonra yurdumuzun paylaşılmasıyla Çeşme Yunanlılar tarafından işgal edilmiş, fakat Kurtuluş Savaşı’nda,Fahrettin Altay Paşa birlikleri tarafından,16 Eylül 1922′de düşman işgalinden kurtarılmıştır. İlçenin adından da anlaşılacağı gibi birçok tarihi Çeşme’yi bünyesinde barındırmaktadır.

ÇEŞME – KALE

Çeşme kalesi, 1508 yılında Osmanlı Padişahı 2. Beyazıt tarafından yaptırılmıştır. Kalenin ilk inşaatı tam deniz kıyısına yapılmıştı. Ancak, sonraki yıllarda denizin doldurulması sonucu bugünkü halini almıştır. Kale ve Liman, ticaret ve savaş gemilerini kötü hava koşullarına ve düşman saldırılarına karşı korumaktaydı. Kalenin güney kapısı, Osmanlı mimarisinin bütün özelliklerini taşımaktadır. Kale içinde müze mevcut olup, müzede Ildırı (Eritre)’den çıkarılan arkeolojik eserler sergilenmektedir.

cesme-kiyi.jpg

Çeşme’nin Çeşme’leri

Çeşme’nin tipik Ege mimarisi özelliklerine sahip pek çok yapısının yanısıra, adını aldığı Osmanlı dönemi çeşmeleri de, bu mimari zenginliğe ayrı bir değer kazandırır. İlçe merkezi planında yerleri belirlenen bu çeşmelerden Anonim Çeşme 1792 yılında, Kaymakam Çeşme de 1829 yılında yaptırılmıştır.

  cesmenin-cesmeleri.jpg

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »
Counter